Haberler

BASIN BİLDİRİSİ

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı olarak 17 yıldır, bu ülkenin çocuklarının eğitimine ve mutluluğuna katkı sunmak için çalışıyoruz. Vakfımız kurulduğu günden beri, ilköğretim çağındaki çocuklara gereken temel bilgi, beceri ve değerleri kazandırmaya yönelik, zengin öğrenme fırsatlarıyla dolu onlarca eğitim etkinliğini, kendi özgün modeli ile çocuk dostu mekanlarında çocuklarla buluşturuyor. Bu güne kadar 1.6 milyon temel eğitim çağı çocuğuna ulaştık ve halen yılda ortalama 150.000 çocuğa eğitim desteği veriyoruz.

2005 yılında gerçekleştirilen ve bizce gerçek bir reform niteliği taşıyan müfredat değişikliği ile getirilen, ‘SOSYAL ETKİNLİK SAATLERİ’ kapsamında MEB ile yaptığımız protokol sonucu 7 yıldır ilköğretim okullarında, okul içi saatlerde de faaliyet gösteriyoruz Misyonunu Türkiye’de temel eğitimin önemi üzerine inşa etmiş ve hedef kitlesi 7-16 yaş arası temel eğitim çağındaki çocuklar olan bir STK olarak ilköğretim çağının, çocukların eğitimi ve gelişimi açısından önemini yakından bilen ve birebir gözlemleyebilen bir yapıya sahibiz.

Bu çerçevede 20 Şubat 2012 tarihinde Meclis Başkanlığına sunulan ‘222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Türkiye’nin son 10 yılda temel eğitim sisteminde gerçekleştirdiği reformları sekteye uğratabileceğini ve çocukların gelişiminde kritik öneme sahip ilköğretim eğitimini olumsuz yönde etkileme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyoruz.

Teklif yasalaştığı takdirde, 8 yıllık kesintisiz temel eğitim 4’er yıllık iki kademeye ayrılıyor ve kesintili hale geliyor, ikinci kademede devam zorunluluğu belirsizleşerek çocukların açık ve uzaktan öğretim araçlarıyla eğitimlerini tamamlamaları için Bakanlar Kurulu ve MEB’e yetki veriliyor.

Aşağıda sıralanan gerekçelerle, bahsedilen yasa teklifinin Türkiye’de eğitimin niteliği ve niceliği açısından ciddi riskler taşıdığını düşünüyoruz:

Türkiye özellikle son yıllarda eğitime erişim ve katılım konusunda çok ciddi bir mesafe kaydetmiştir. İlköğretimde okullulaşma oranı nerdeyse %100’e erişmiş, özellikle kız çocuklarının eğitime katılım oranı ‘Haydi Kızlar Okula’, Şartlı Nakit Transferi gibi MEB’in sahiplendiği ve ciddiyetle takip ettiği proje ve uygulamalar sayesinde nerdeyse erkeklerle aynı düzeye gelmiştir. İlköğretimin kesintili hale gelmesi ve ikinci kademenin açıköğretim kapsamına alınması çocukların ve özellikle kız çocuklarının okula erişimlerine engel olan kültürel alışkanlıklara dönme riskini doğurabilir.

Okul, çocukların sadece eğitim aldıkları bir mekan değildir. Çocukların en önemli sosyalleşme alanlarından biridir. Öte yandan, Türkiye çocukların okul dışı veya sonrası sosyo-kültürel katılım fırsatlarının en düşük ve eşitsiz olduğu ülkelerden biridir. Hal böyleyken çocukların ikinci kademede açık veya uzaktan öğretime geçmeleri, onları bu sosyalleşme imkanlarından yoksun bırakacak ve ev içinde ve dışında birçok riske maruz kalmalarına yol açabilecektir. Bu nedenle, eğitimde gelişime ve değişime taraftar olmakla birlikte, sosyo-ekonomik şartların büyük farklılık gösterdiği ülkemizde, açık öğretimin eğitimdeki eşitsizlikleri arttıracağından endişeliyiz.

Türkiye’de eğitim sistemin en önemli sorunlarından biri de zaten eşitlik sorunudur. Türkiye’de eğitim sistemi var olan eşitsizlikleri derinleştirmekte ve yeniden üretmektedir. Çocukların eğitime erişiminde ve aldıkları eğitimin kalitesinde cinsiyete, bölgelere ve okullara dayalı eşitsizlikler önemli oranda sürmektedir. Mevcut yasa teklifi çıraklık yaşını 11’e çekerek (ikinci kademeden itibaren mümkün hale getirerek) özellikle dezavantajlı çocukların eğitime erişimi konusundaki eşitsizliği derinleştirmek ve çocuk çalıştırmanın yaygınlaşmasına yol açmak gibi riskler içermektedir.

Eğitim sistemimiz çocuklarına hayatta mutlu ve başarılı bireyler olabilmeleri için gereken ve eğitim sürecinde kazandırılması beklenen en temel öğrenme ihtiyaçlarını kazandırmakta halen yetersiz kalmaktadır. Çocuklarda okuduğunu anlama, matematik ve fen becerilerini ölçen ve 3 yılda bir OECD tarafından yapılan PISA (2009) sınavında, Türkiye sınava katılan 65 ülke arasında 41. olmuştur. Sınav sonuçları, 15 yaşındaki ortalama bir Türk öğrencinin OECD üyesi ortalama bir öğrenciden matematik, okuma ve fen becerilerinde ortalama bir eğitim yılı geride olduğunu göstermektedir. (Dünya Bankası Raporu ‘Türkiye’de Temel Eğitimde Kalite ve Eşitliğin Geliştirilmesi, Haziran 2011.)

İlköğretim çağı çocukların temel bilgi, beceri ve değerleri edinmesi açısından zihinsel olarak en formatif (elverişli) oldukları yaşlardır. Temel eğitimi kesintili hale getirmek ve ikinci kademeden itibaren mesleki eğitime yönlendirmek bu becerilerin eğitiminde de kesintiye ve zaafa yol açacaktır.

Teklif, kesintili hale gelmesini önerdiği ilköğretimin ikinci kademesini ortaöğretime hazırlık ve mesleki eğitime yönlendirme kademesi olarak öngörmekte ve bu konuda yetkiyi MEB’e vermektedir. Temel eğitim, eğitimin ve öğrenmenin temelini oluşturmaktadır ve bu nedenle Türkiye’nin herkese eşit ve kaliteli eğitim sağlama hamlesinin de başlangıcını oluşturmaktadır. Eğitimde önemli gelişme kaydeden ülkelerin uygulamaları ve eğitimbilim araştırmaları ilköğretim çağlarında mesleki eğitim yerine temel becerilerin öğretilmesini ve nitelikli bir temel eğitimin önemini ortaya koymaktadır. Özellikle değişimin giderek hız kazandığı günümüzde, çocuk yaşta meslek eğitimi konusu son derece tartışmalıdır.

Öte yandan TEGV olarak ‘Kariyer Yolculuğuma Başlıyorum’ adıyla bir kariyer olgunluğu eğitim programı uygulamaktayız. Bu programın geliştirilmesi aşamasında çocuklarla yaptığımız araştırmaların sonuçları ilköğretim çağlarının mesleki yönlendirme açısından çok erken olduğunu ortaya koymuştur. Bu yaş grubu çocuklarının meslek seçimi konusunda yeterli bilince sahip olmadığı, ilgi, istek ve ihtiyaçları konusunda ve meslek seçimlerinde çevrenin etkisine açık olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Türkiye, temel eğitimi 8 yıla çıkararak ve kesintisiz hale getirerek çocukların eğitime katılımı konusunda önemli gelişme kaydetmiştir. 2005 yılında yapılan kapsamlı müfredat reformu ile de öğretim programlarını kesintisiz temel eğitime uygun hale getirmiştir.

Okulların derslik sayısında ciddi gelişme kaydedilmiş, fiziki ve teknolojik altyapının geliştirilmesi konusunda önemli bir aşama alınmıştır. Uygulanan destek programları ile özellikle kız çocuklar olmak üzere, temel eğitimde okullaşma oranı çok yükselmiştir. Bütün bu reform için ciddi bir kamu kaynağı harcanmıştır ve harcanmaya devam etmektedir.

Gelinen noktada, eğitimde niceliksel olarak kaydedilen bu gelişmeleri eğitimin niteliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarla desteklemek, başka bir deyişle eğitim kalitesine yatırım yapmak daha doğru bir tercih olacaktır görüşündeyiz.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı olarak yasa teklifinin geri çekilerek paydaşlarla tartışılmasını ve yukarıda bahsedilen hususlarla birlikte yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla bildiririz…