Blog

ÇOCUĞUN KALEMİNDEN BLOG

Anadolu Gönüllüsü Programı ile ilk olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde gerçekleşen Bölgesel Gönüllü Toplantısı ile tanıştım. Anadolu Gönüllüsü Projesi toplantı esnasında çok dikkatimi çekmişti. Bu proje bana hayal ettiğim birçok imkânı sunacaktı. Hem farklı coğrafyalarda bulunan çocuklara ulaşma imkânı hem de TEGV’i daha iyi, daha derin anlamamı sağlayacaktı. Bulunduğum şehre döner dönmez hemen Anadolu Gönüllüsü Projesi’ni kapsamlı olarak araştırdım. Daha fazla bilgi sahibi olmak için birim yöneticimle bu konuyu görüştüm. Kısa sürede projemi geliştirdim ve heyecanla onaylanmasını bekledim.

Anadolu Gönüllüsü olarak İzmir Gümüşpala Öğrenim Birimi’ne gittim. İzmir her zaman tanımak istediğim, kültürünü, insanını görmek istediğim şehirlerin başında gelmekteydi. Projem aynı zamanda bana bu imkânı da sunmuştu. Çocuğun Kaleminden adında bir proje yazdım ve gerçekleştirdim. Proje kapsamında her çocuğa önce Değerler Eğitimi’ne ilişkin kısa bir eğitim verdim. Ardından yazarlık mesleğini tanıttım. Her çocuğa kendi öykü kitabını yazma imkânı sağladım. Projemdeki esas amaç çocuklardaki özgüven ve yaratıcılık duygusunu geliştirerek aslında kendi çerçevelerinde zor olarak gördükleri her şeyin o kadar da zor olmadığını ve belki de imkânsız diye düşündükleri durumları gerçekleştirebileceklerini göstermekti. Projeyi tasarlarken aklımda oluşan slogan ise “Hayallerde Kalmasın”dı. Proje aynı zamanda günümüzde oldukça önem kazanan, insanı insan yapan değerlerimizi çocukların daha iyi kavramalarını ve benimsemelerini sağlamış oldu.

Birime ilk gittiğim gün çok sıcak bir ortamla karşılaştım. Birim sorumlusu, projeme ve bana karşı çok ilgiliydi. Birimdeki herkes de bende aynı hissi uyandırıyordu. Bu ilk izlenimim birime gelmeden önce aklımda bulunan küçük tereddütlerimin ortadan kalkmasını ve rahatlamamı sağlamıştı. Artık sadece heyecanla çocuklarla tanışmayı ve projemi gerçekleştirmeyi bekliyordum. Çocuklarla tanıştığımda ise her şey beklediğimden daha güzel bir şekilde gelişmeye başladı. Oradaki çocukların her biri bulundukları yerin ve yapacakları şeylerin farkındaydılar. Projeye karşı çok ilgili ve isteklilerdi. Yaşlarının da getirisi olarak etkinlik esnasında zaman zaman birbirleriyle küçük iletişim sorunları yaşasalar da konuşarak çözüme ulaştırdık. Kendi kitaplarını yazma fikri çocukların çoğunu bir hayli heyecanlandırmıştı. Ve ilk günden itibaren verdiğim yönergeleri doğru takip ederek, tarafımdan desteklenerek, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlardı. Etkinlikler esnasında çocuklarla beraber çok eğlenceli ve keyifli zaman geçirdik. Benim için etkinlik olan her gün artık tatlı bir telaşa dönüştü. Her etkinlik öncesi o gün için gerekli hazırlığı yaparak çocukları bekliyordum.

Çocukların ve benim heyecanla beklediğimiz, son etkinlik günümüz olan imza günü ise çok çabuk gelip çatmıştı. O gün belki de hayatım boyunca unutamayacağım, yaşadığım en masum, en duygusal anlardan birisi gerçekleşti. Birime gittiğim ilk günden itibaren koridorda etkinlik öncesi ve sonrası gördüğüm, sürekli bana bakarak tebessüm eden küçük bir kız çocuğu vardı. Yaşı dolayısıyla benim etkinliklerime katılamıyor ama her gün yanıma gelip konuşuyor, bana sarılmak istiyordu. Son gün, imza günümüzde herkes davet edilmişti ve o da bize katılacaktı. İmza günü programımızı başlatmadan, koridorda yanıma gelerek bana yine gülümsedi. Elleri arkasında, avuçlarında bir şey gizliyordu. Biraz sohbet ettikten sonra bana bir hediye getirdiğini söyledi. Ben biraz telaşlanmış biraz da şaşırmıştım. Arkasında sakladığı ellerini bana doğru uzattı ve minicik avuçlarının içinde küçük bir kalp vardı. İşte tamda bu görüntü bende tarif edilemez duygulara yol açtı. Olmaktan her zaman en mutlu olduğum yerde, TEGV’de yaptıklarımın bana neler kattığını, mesleğimin ne kadar kutsal olduğunu geçirdim saniyeler içerisinde aklımdan. Ve o an benim de tüm sevgim, tüm duygularım o minicik avuçların içerisine akıp gidiyordu sanki. Kalbi elime aldığımda benden üzerinde yazanı da okumamı istedi. “Seni seviyorum” yazıyordu. Hayatımda aldığım bu en mükemmel hediye için teşekkür ettim ve ona sarıldım. Bir çocuğun sevgisini kazanmak, onu mutlu etmek belki de dünya üzerinde ki duyguların en güzeli olabilir. Düşünmeden, yargılamadan inanabileceğim nadir hislerden. Bu sevgi o kadar değerli ve insana o kadar içten sarılıyor ki. Yüzümde yarattığı gülümseme ve kalbimde yarattığı huzur işte tam da benim için mutluluğun adresi.

Yaşadığım bu güzel anının da ardından imza gününü başlattık. O gün bize gönüllü arkadaşlar ve birim sorumlusu da katılmıştı. Çocukların heyecanı yüzünden okunuyor ve birkaçı kitabının sunumunu yapmaktan biraz çekiniyordu. Hep beraber onları da cesaretlendirerek kitap sunumlarını ve imzaları tamamladık. Sunum esnasında ise yaptığı işi fazlasıyla ciddiye alarak dikkatleri üzerine çeken, kitabının sunumunda TEGV’e duyduğu sevgiyi anlatan bir kız çocuğu vardı. Daha okula bile gitmeden geldiği ilk yerin TEGV olduğunu ve burayı kendi ailesi gibi görüp, gelişimine sağladığı katkılardan bahsediyordu. Kitabında da bu hikâyesine yer vermiş ve kitabına kendi yazdığı “İmkânsızı başaran insan, hayallerini ve hayattaki adımlarını gerçekleştirmiş demektir” sözüyle başlamıştı. Kitap sunumlarının tamamlanmasının ardından, birim yöneticisinin destekleriyle küçük bir kutlama da gerçekleştirdik. Herkes için eğlenceli ve güzel bir gün bu şekilde sona ermişti. Aynı zamanda benim için mükemmel bir deneyim olan Anadolu Gönüllülüğü de burada sona eriyordu. Projenin bitmesiyle oluşacak ayrılığın hüznünü bir nebze olsun bastırmak için çocuklarla birim bahçesinde oyun oynayarak eğlenceli bir vedalaşma gerçekleştirdik ve günü sonlandırdık.

Gerçekleştirdiğim proje ve İzmir benim için mükemmel bir deneyimdi. Proje esnasında sık sık çevreyi de gözlemleme imkânı buldum. İzmir’de TEGV Öğrenim Biriminin bulunduğu mahalle, Gümüşpala’nın insanları ve yapısı daha çok İç Anadolu Bölgesi’ni anımsatıyordu insana. Yani bu mahalleye İzmir’in İç Anadolu’su diyebiliriz. İnsanları dışarıya biraz daha kapalı görünüyor ve bazı şeylere karşı biraz daha çekimser tavırlar sergiliyorlardı. Buna rağmen TEGV Öğrenim Birimi’ne karşı yoğun bir ilgi gösteriyorlar ve güven duyuyorlardı. Aileler çocuklarının, birime gelerek çok faydalı faaliyetler gerçekleştirdiklerinin bilincinde ve kişisel gelişimlerine katkı sağladığının farkındaydı. Hatta etkinlik öncesi hazırlık için gittiğim günlerden bir gün, çocuğunu birime getiren bir anne biraz beni izledikten sonra benimle sohbet ederek büyük bir ilgi ve merakla projemi dinledi. Bu durum beni çok mutlu etmiş aynı zamanda yaptığım şey için daha çok heyecanlandırmıştı. TEGV her yerde olduğu gibi orada, bulunduğu bölgede de tüm insanların sevgisini kazanmış ve ilgileri üzerine çekiyordu. Aileler orada bulunan öğrenim birimine, aile sıcaklığında bir eğitim yuvası gözüyle bakıyordu.

Anadolu Gönüllüsü Projesi kesinlikle tekrar gerçekleştirmek isteyeceğim çok güzel bir deneyimdi. Artık İzmir de dâhil olmak üzere TEGV ailesinin bulunduğu herhangi bir ile gittiğimde kesinlikle uğrayacağım bir birim, park, ateşböceğinin bulunduğunun bilincindeyim. Bana bu güzel deneyimleri yaşattığı, projemi gerçekleştirme imkânı sunduğu, her zaman güzel duygular yaşamama yol açtığı, anılarıma her gün bir yenisini kattığı ve gerçekleştirdiği tüm güzel faaliyetler için TEGV’e minnettarım. Bu ailenin bir parçası olmaktan sonsuz onur, gurur ve kıvanç duyuyorum.

FEVZİYE DÖNMEZ