Blog

Sosyal ve Duygusal Öğrenme, Çocukların Yaşamda Başarılı Olmasını Sağlıyor.

adsadsdDünya Ekonomik Forumu son raporunda, 2020 yılında gerekli olacak en kritik becerileri şöyle sıraladı: Kritik düşünme becerisi, yaratıcılık, karmaşık problemleri çözme becerisi, duygusal zekâ becerileri, muhakeme ve karar verme becerileri, müzakere becerileri, bilişsel esneklik, öğrenme çevikliği.

Klasik eğitim anlayışında yıllar boyunca çocukların akademik gelişimlerine odaklanarak, bu gelişim alanlarının çocukları yaşama hazır edeceği savunuldu. Fakat son yıllarda yapılan araştırmalarda, artık akademik başarının gerçek yaşamda başarılı olma konusunda çok da etkisinin olmadığı anlaşıldı.

Ailelerin çocukları için hayalleri, kimine göre meslek sahibi olması için, kimine göre gerekli bilgi ve becerileri öğrenmesi için. Aileler çocuklarının başarılı olmalarını istiyorlar. Ve bununda para kazanarak, mevki sahibi olarak, güç sahibi olarak gerçekleşeceğini görüyorlar. Böyle olursa mutlu olacaklarını düşünüyorlar.

Bilişsel becerilerinin gelişmesi çocukların meslek sahibi olmalarını sağlıyor; ancak etkili iletişim kurması, duygularını tanıması ve ifade etmesi, öfke ile baş etmesi, karar vermesi, sorumluluk alması ve çatışmaları çözümleyebilmesi gibi becerilerde önemli ve hayata tutunmaları, başarılı ve mutlu olmaları için gerekli. Peki, ilköğretim çağındaki çocukların olduğu bir ailede ne konuşuluyor?  Bir tek şey konuşuluyor? Ödevlerini yaptın mı? Matematikten kaç aldın? Diğer arkadaşların ile konumun ne? Bununla çocuklara öğrettiğimiz bir tek şey var: Senin değerin akademik başarına bağlı.

Çocuklarda o zaman ne yap, ne et başarılı olma tarafına giriyor ve bireysel başarı ön plana çıkıyor. Bugün kime iyilik ettin? Bugün hangi arkadaşına yardım ettin? Senden daha az şanslı olanlar için bir şey yapmayı düşünüyor musun? Aileler bu soruları gündelik hayat sohbetlerine getirirlerse, yaşamsal becerilerinin kazanılmasında büyük katkı sağlayacaklardır.

Sosyal ve duygusal öğrenme, çocukların başkaları ile ilgilendiği ve diğerleri için endişelendiği, olumlu ilişkiler kurduğu, sorumlu kararlar aldığı ve zor sosyal durumları yapıcı bir şekilde yönettiği bir süreçtir.

Sosyal ve duygusal öğrenme, eğitimde bir hareket ve araştırma konusu olarak Amerika’da 1960’ların sonunda ortaya çıktı. ABD’de sosyal duygusal öğrenmenin öncülüğünü yapan kurum CASEL ise 1994’de kuruldu. Uluslararası düzlemde en çok kullanılan çerçeve ise yine CASEL’in oturttuğu çerçevedir. Bu çerçevede çocuk ve gençlerin sosyal ve duygusal becerileri beş başlık altında sınıflandırılıyor: kişisel farkındalık, öz yönetim, sosyal farkındalık, sosyal ilişki becerileri ve sorumlu karar alma.

Bu becerilerin hepsi birbirleriyle bağlantılı ve iç içe. Nitekim bir çocuğun kendi duygularını tanımadan ve ifade edemeden, sosyal hayatın içinde sağlıklı ilişkiler kurması, dürüstlük, adalet ve işbirliği ile hareket etmesi mümkün değildir. Bu aynı zamanda duygusal zekâ gelişim programlarından birisidir. Yaşamın içinde başarılı bireyler yetiştirmek, hem aile içinde hem okulda hem de sosyal çevrede çocuklarımızın sosyal ve duygusal gelişimlerine önem vermekten geçiyor.

Elif Mert