- Aysun Yavuzcan
Bir gün okuldan eve döndüğümde anneme, “TEGV diye bir yer var, beni oraya götürür müsün?” diye sormuştum. Henüz 7 yaşındaydım ve o gün yolum TEGV ile kesişti. Çiğli Eğitim Parkı’ndaki ilk etkinliğim Düşler Atölyesiydi. Atölyeye ilk kez girdiğimde yaşadığım heyecanı hâlâ dün gibi hatırlıyorum. Kapıdan geçerken gönüllü ablaya dönüp, “Büyüyünce ben de gönüllü olacağım,” demiştim. O an bunun bir gün gerçekten gerçekleşeceğini biliyordum. Çünkü bazı hayaller daha kurulduğu anda yolunu bulur. Daha sonra değerli Güven Kıraç ile birlikte Okuyorum Oynuyorum etkinliği kapsamında Sokak Tiyatrosu’nda yer alma fırsatı buldum.
Bu deneyim sayesinde ortaokul ve lise yıllarımda tiyatro ile ilgilendim; sahne, ifade ve hayal gücü hayatımın bir parçası haline geldi. Takvimler 11.06.2017’yi gösterdiğinde, çocukluğumun geçtiği o eğitim parkında gönüllü ihtiyacı olduğunu duydum. Ailemin de onayıyla gönüllülük sürecim başladı. Ve kaderin güzel bir cilvesi olarak, gönüllü olduğumda katıldığım ilk etkinlik yine çocukluk hayalim olan Düşler Atölyesiydi. İlk etkinliğimin heyecanını bugün bile içimde hissediyorum. 2019 yılında İzmir’de, MaviBahçe sponsorluğunda 10 gönüllüye Wings for Life koşusunda kayıt hakkı tanındı. Wings for Life, omurilik felçlileri için düzenlenen global bir bağış koşusuydu. Tüm dünyada aynı anda start alınan bu yarış, İzmir’de saat 14.00’te Kültürpark’ta başlamıştı. O güne kadar çok istememe rağmen ekonomik sebeplerle düzenli spor yapma imkânım olmamıştı. Ta ki hayatımın ilk koşusunda 10 kilometreyi tamamlayana kadar. Bugün geriye dönüp baktığımda, o günün hayatımda gerçek bir dönüm noktası olduğunu çok daha iyi anlıyorum. O ilk koşu, aslında kendime attığım ilk adımmış.
Yıllar içinde patikalarda kilometrelerce yol kat ettim, birçok yarışta start aldım ve sayısız kez kürsü heyecanı yaşadım. Ancak bu yolculuk bana sadece dereceler kazandırmadı; sabretmeyi, disiplinli olmayı ve vazgeçmemeyi öğretti. Bugün 7 yıldır patikalarda koşuyor, son iki senedir ise Fransız bir marka olan Raidlight’ın marka elçisi olarak bu hikâyeyi daha fazla insana ilham olabilmesi için paylaşmaya devam ediyorum. Belki de o gün atılan küçük bir adım, bugün başka çocuklara “ben de yapabilirim” diyebilecekleri bir hikâyeye dönüştü. Bu yüzden TEGV benim için sadece bir eğitim parkı ya da bir gönüllülük deneyimi değil; çocukken kurduğum bir hayalin büyüyüp hayatımın yönünü değiştirdiği yer. Yıllar önce o kapıdan içeri giren küçük kızın kalbinde yanan umut, bugün hâlâ her etkinlikte, her çocukla göz göze geldiğim anda yeniden canlanıyor. İnanıyorum ki bir çocuğun hayatına dokunan her küçük iyilik, geleceğe atılan en güçlü adımdır. Ben de bu yolculuğun bir parçası olmaktan her zaman gurur duyacağım.