- Zehra Nur Taşova
İstanbul’da doğmuş ve bu şehirde yaşayan her birey gibi yoğun, koşuşturmalı bir hayat içerisindeydim. Bu ülkede yetişen her birey gibi okul derslerine boğulmuş ve daha iyi bir gelecek uğruna derslerime odaklı bir şekilde hayatımı sürdürürken TEGV ile tanışmıştım. Şimdilerde kapanmış olan Sema ve Aydın Doğan Eğitim Parkı’na ilk girdiğimde çok mutlu olmuştum. Okulumun bana ve arkadaşlarıma sağlayamadığı sosyal imkânların neredeyse hepsi tek bir yerdeydi. Drama eğitiminden tam kapsamlı bir resim atölyesine, kocaman basketbol sahalarına ve benim için en önemlisi olan amfi tiyatrosuna kadar her şeyin bulunduğu bir ortamdı. Bir çocuk için bu imkânların hepsine aynı anda erişebilmek, hele bir de sevdiği arkadaşlarıyla birlikte olunca paha biçilemez bir durumdu.
İlk Eğitim Parkı’na girdiğimiz zaman gönüllü ablalarımız ve abilerimiz ile tüm parkı ve atölyeleri gezmiştik. İlk gözüme çarpan yer tabii ki de Düşler Atölyesi olmuştu. İlk aldığım eğitim de Düşler Atölyesi’ydi. Orada yaptığım tüm etkinlerde, kendimi özgür ifade edebilmem için gerekli her şey vardı. Daha sonrasında drama, spor gibi eğitimlere de katılabilen şanslı çocuklardan biriydim.
Geri dönüp baktığım zaman, TEGV’in bende bıraktığı en unutulmaz, en önemli anı ise arkadaşımla birlikte yazdığımız oyunu sorgulamadan, bizim hevesimizi kırmadan sahnelememize olanak sağlanmasıydı. Bir çocuk olarak kendini özgür ve içinden geldiği gibi ifade edebilmesi için gerekli ortamı bana sağlayan çok sevgili TEGV ailesine teşekkür ediyorum.
İlerleyen yıllarda üniversite hayatıma başladığımda, hukuk fakültesinin getirdiği zihinsel yorgunluktan kurtulabilmek adına gönüllü olarak neler yapabilirim diye düşünürken internette TEGV ile yeniden karşılaştım. İnternet üzerinden yaşadığım şehirde de bir öğrenim birimi olduğunu gördüğüm zaman hiç düşünmeden bu sefer de gönüllü olarak TEGV ailesiyle birlikte olabilmek için başvuru yaptım. Gönüllü eğitimimi tamamladıktan sonra bir çocuk olarak tanıştığım TEGV ailesinde özendiğim gönüllü ablalarım ve abilerim gibi etkinlikler yapabilecektim.
Her şeyden önemlisi, bana sağlanan olanakları, bünyesinde olmayı çok sevdiğim TEGV aracılığıyla ben de başka çocuklara sağlayabilecektim. Bir çocuğun büyüyüp tam anlamıyla birey olabilmesi için okul hayatındaki derslerin yanı sıra sanatsal ve fiziksel faaliyetleri de aktif bir şekilde alabilmesi gerekmektedir. Çocukken bunu tam olarak algılayabilmek mümkün değil tabii. Ancak büyüyünce, bir çocuk için TEGV’in sağlayabildiği olanaklara erişmenin ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğunu fark edebildim. Ben, çocuk olarak tanıştığım ve gönüllü olarak da bulunduğum TEGV ile değiştiğimi ve kendimi geliştirebildiğimi hissediyorum. İyi ki TEGV ile tanışmışım.