yükleniyor

Yetkin Dikinciler TEGV 28. Olağan Genel Kurulu Konuşması

Yetkin Dikinciler TEGV 28. Olağan Genel Kurulu Konuşması güneş amblemi.

Bugün, Mütevelli Heyeti’ne kabul edildiğim için bu Olağan Genel Kurul’da olağan dışı bir heyecan yaşadığımı belirterek sözlerime başlamak istiyorum. 

Aslında eğitime başladığım günden itibaren, kendimi eğitimin bir gönüllüsü hissediyorum: Bir denek olarak. Nasıl derseniz, ilkokul birinci sınıfta 10 Kasım’da arkadaşlarımın yakasında “Atam izindeyiz” yaka kartını gördüğümde okuma yazmayı henüz öğrenmemiş bir çocuk olarak arkadaşlarıma sormuştum burada ne yazıyor diye, “Atam izindeyiz” dediler. Ben de arkadaşlarıma “Eğer izindeysek neden okula geliyoruz” diyerek eğitim hayatıma başladım. 

O yılın sonuna kadar da okumayı sökemedim. Her zaman arkadaşlarımdan, yaşıtlarımdan iri bir çocuk olmam vesilesiyle sınıfın en arka sırasındaydım. Şehremini Lisesi mezunuyum. O dönemlerde eğitimin ne yüz yüze ne de uzaktan, omuz omuza yapıldığı dönemlerdi.  Üç kişilik sıralarda oturuyorduk. Tabii ki ben daha ilkokulda okumayı sökemeyen, birinci yılın sonunda ite kaka okumaya çalışan bir çocuk olarak yüz yüze eğitime yüzüm olmadığı için sınıfın en arka köşesinde uzaktan eğitime başlamıştım bile. 

Çevre ve iklim gönüllüsü de oldum. Kendi çevremi nasıl oluşturdum arkada? Acaba bu eğitimden ben nasıl yırtarım diyerek iklimle ilgilenmeye başladım. Ne zaman kar yağar da ne zaman tatil olur? Ben kendimi bu sistemin dışına nasıl atarım diye. Mesele öğretmenlerimde değildi ama kendimi çok aptal hissediyordum. 

Sonra tabii ki tasarım ve yaratıcılık atölyelerim başladı. Ne kadar gönüllüymüşüm, ta baştan görüyorsunuz. Kendi kendime ben buradan bir şey öğrenemiyorum deyip Macide Teyze’nin aşağı kata koyduğu kitaplardan, onlardan biri sahne bilgisi kitabıydı, aldım okumaya başladım. İnsanlar sahne üzerinde gerçekçilikten söz ediyordu. Arkaya doğru yürürlerken kendileri küçülüyordu ama dekorlar küçülmüyordu. Bu nasıl gerçekçilik, sorusunu sormuştu bir tasarımcı. Bu soru beni çok ilgilendirdi. O yüzden de tiyatro oyunu izlemeye başladım. Çok heyecan duyuyordum. Çünkü yeryüzünde ne kadar çok insan varsa, o kadar hayat hikâyesi var, hepsi anlatmaya değer diye düşünmüştüm ama kendim dahil anlatamıyordum. Belki de seçtiğim meslek buna vesile oldu. 

Sonrasında başka bir “denek”lik daha yaşadım. Ailemde memleketten gelip bizde kalarak okuyan,  bankacı, hukukçu olan, uluslararası ilişkiler, matematik okuyan birçok ağabeylerim, ablalarım oldu. Tek çocuk olmama rağmen. Onların hepsi bana fen bölümünü seç, hukuk oku, doktor ol, mühendis ol, adam ol dediler. Ben tarihten, coğrafyadan hoşlanıyorum biraz daha sosyal dersler okusam dedim. Yok yok, dediler bunu oku. Şehremini Lisesi Fen Bölümü’nden mezun olup edebiyat fakültesini kazanan tek öğrenci oldum. O da bir “deneklik”ti benim için. 

Sonra bugüne geldik. Arada oyunlar oynadım. Çünkü dedim ya bütün hikâyeler anlatılmaya değer. TEGV en küçük birimden başlamak üzere, tabii ki tüm dünya için aynı cümleyi kuruyor ama hayatın ikiye ayrıldığının farkında; soru soranlar ve sormayanlar. Soruları sorup yanıtlar veren insanlar yetiştirmek konusunda üstün çabaları ve o çabaların ucuna beni de bir aktör olmam vesilesiyle katmalarıyla yollarımız kesişti. Bugün sizlerden biri olduğum için son derece mutluyum. Sağ olun. Var olun. Çok teşekkür ederim.

Sosyal Medya Üzerinde Biz.
Anında Haberdar Ol

Sosyal Medya üzerinden bizi takip etmeyi unutmayın.

Duyurularımızdan haberdar olmak için bültenimize kayıt olun!