Bu Turnuvanın Kazananı Çocuklar!

196

0N9A7977Ataşehir Golf Club, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) ilköğrenim çağı çocuklarını nitelikli eğitim desteği ile buluşturmak için 25 Yıldır gösterdiği çabaya destek vermek amacıyla 10-11 Ekim 2020 tarihleri arasında Golf Turnuvası düzenledi. Turnuvaya katılan 100’e yakın golf tutkununun topladığı bağışlarla, TEGV Kartal Semiha Şakir Öğrenim Birimi ve TEGV Bursa Öğrenim Birimi’nde iki yeni Tasarım ve Beceri Atölyesi açılacak.

Ataşehir Golf Club tarafından, TEGV Çocukları yararına düzenlenen Golf Turnuvası’na golf tutkusuyla tanınan cemiyet ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin de aralarında bulunduğu 100’e yakın kişi katılım gösterdi. Turnuva sonunda toplanan bağışlarla TEGV Kartal Semiha Şakir Öğrenim Birimi ve TEGV Bursa Öğrenim Birimi’nde iki yeni Tasarım ve Beceri Atölyesi açılması kesinleşti.

Turnuvanın sonunda kazanalar ödüllerini alırken, turnuvaya sponsorluk yapan Ataşehir Golf Club Yönetiminden Sayın Murat Karaduman ve Sayın Selahattin Özdoğan’a, turnuvaya sponsorluk yapan Otokoç Volvo’ya, en yüksek bağış toplayan turnuva oyuncularına ve bağışıyla turnuvaya destek veren Sayın Selahattin Aydın’a TEGV çocuklarının yaptığı resimler hediye edildi.

Turnuvanın düzenlenmesine destek veren TEGV Mütevelli Heyeti Üyesi Baki Kara turnuvayla ilgili olarak “Hepimiz biliyoruz ki ülkemizin en temel sorunlarından biri nitelikli eğitim. Çocuklarımızı dünyadaki akranlarıyla yarışacak şekilde yetiştirme sorumluluğu, hepimizin sorumluluğu. TEGV bu anlamda çok özel bir boşluğu dolduruyor. Biz golf severler olarak bu turnuvada topladığımız bağışlarla bu çabanın bir parçası olmaktan gurur duyduk” dedi.

TEGV’e uzun yıllardır destek veren Eğitim Dostu Ulvi Kocailik ise düşüncelerini şöyle ifade etti: “100’e yakın golfçü, TEGV’in 25. yılında, bu çok özel ve anlamlı turnuvada, bağışsever çevresini harekete geçirerek, ortak çaba ile topladıkları bağışlarla iki yeni Tasarım ve Beceri Atölyesi açılmasına vesile oldular. Bu turnuvanın kazananı, yarınlarımızın umudu iyi yetişecek çocuklarımız oldu.”

Ataşehir Golf Club Başkanı Selahattin Özdoğan ise düzenledikleri turnuvayla son derece ulvi bir amaç için kaynak topladıklarını belirterek, “Bu kez ben de çocuklar için golf oynadım. Golf topunu o delikten içeri sokmak beni hiç bu kadar heyecanlandırmamıştı. TEGV’e bize bu fırsatı sundukları için çok teşekkür ediyor ve tüm çocuklarımıza başarılar diliyorum” dedi.

0N9A7809 TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı “Turnuva sonunda hedefimize ulaştık. Böylece Türkiye genelindeki kurulu atölyelerimizin sayısını 20’ye çıkarabileceğimiz için çok heyecanlıyız. Yüz yüze etkinlik düzenimize en kısa sürede geçerek çocuklarımız ve gönüllülerimizle özlem gidermeyi; onları yeni atölyelerimizle buluşturmayı amaçlıyoruz. Turnuvaya destek veren Ataşehir Golf Club yönetimine, her zaman yanımızda olan eğitim dostlarımız Baki Kara ve Ulvi Kocailik’e ve tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
 
PLAKET





Zorlayıcı Durumlarla Baş Etmek

tegv302-22

Pandemi ve devam eden normalleşme sürecinde her birimizin farklı bir hikayesi vardı. Başlangıçta sürece ilişkin; dinlenme, kendimize dönme, gerçekleştiremediklerimize zaman ayırma gibi tanımlarımız oldu.  Sonrasında, sürekli bir şeyler yapma telaşında bulduk kendimizi. Kendimizle kaldığımızda; belki ne yapacağımızı bilemedik, bocaladık, zorlandık, korktuk.  Yaşadığımız belirsizlik durumunda, duygularımız yoğunlaşmış olabilir. Deneyimlediğimiz tüm duygular bize ait ve karşılanmayı hak ediyor. İzin verelim kendimize ve duygularımıza…

Zihinsel alışkanlıklarımız bizi güçlükten uzak durmaya, düşünmemeye, uzaklaşmaya yönlendiriyor olabilir. Kendimizi ya da çevremizi suçlamaya yöneltebilir. Sürekli geçmiş ve gelecekte gezintiye çıkıyor olabiliriz. Aslında bütün bu alışkanlıkların iyi gelmediğini, aksine işleri daha da kötüye götürdüğünü fark etmiş olabiliriz. Peki, farklı bir alternatif mümkün mü?

Düşüncelerimiz, duygularımız ve bedensel duyumlarımızla iş birliği yapmak. Zorlayıcı durumlara huzursuzlukla değil, ilgiyle ve merakla yaklaşmak. Düşüncenin, sadece bir düşünce olduğunu kabul etmek. Şimdiki anda kalabilmek, kalamadığımız durumları da fark etmek ve kabul etmek. Salgın sürecinde korku ve kaygı duygularıyla sıklıkla karşılaşmış olabiliriz, oldukça doğal bir durum. Kaygıdan kaçtıkça bizimle geldiğini görürüz. Bir bakmayı deneyelim, kaygı nasıl bir deneyim sunuyor bize? Bedenimizde yarattıklarına bir bakalım, izleyelim. Belki bir sıkışma, ürperme ya da farklı bir şey fark edebiliriz. Dikkatimizi kaçırmak yerine, yönelterek; gözlemleyelim. Olduğu kadarıyla. Süreci ve kendimizi, yargılamadan olduğu gibi kabul ederek…

Kendimize sormaktan çekinmeyelim: “Neye ihtiyacım var, neler bana iyi geliyor, neler zorluyor?” Hikayemizin bize ait olduğunu unutmadan…

Dünyada yaşanan bu zor günlerde, acı evrensel.  Acının ortaklığını hissederek, şefkat duymak ve iyi dileklerimizi tüm insanlık adına dilemek mümkün ve emin olun iyileştirici bir güç.

Dayanışma ile birlikte iyileşeceğimiz, sağlıklı günler dilerim.

 

Uzm. Psk. Özge Özsaka Güvenç





DİJİTAL ŞİDDET İLE TANIŞTINIZ MI?

tegv14-32

Çalışma alanlarının dijitalleştiği , eğitimin dijital platformlar aracılığı ile sağlandığı bir düzene geçiyoruz. Hayatımızın pek çok bileşeni değişiyor ve hayatlarımızın çok farklı alanlarında dijital dünya artık daha fazla var. TUİK verilerine göre ülkemizde internet kullanımı bu yıl %79, bu oran bir önceki yıla oranla %4 artmış durumda. Kişisel kullanım sürelerimizi de akıllı telefonlarımız ve bilgisayarlarımız vasıtası ile hesapladığımızda ne kadar uzun süre kullandığımıza şaşkınlıkla bakakalıyoruz. Bu yoğun dijitalleşme süreci , arkasında da ciddi bir takım sorunlar getiriyor. Dijital şiddet,  siber şiddet, sanal şiddet veya çevrimiçi şiddet olarak tanımlanan şiddet türü de bu sorunlardan biri hiç kuşkusuz.

Dijital şiddet tanımı şu aşamaya kadar yasada tanımlanmış değil, alanyazımında ise siber zorbalık  “ Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba, özel ya da tüzel bir kişiliğe karşı yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarının tümü ” olarak tanımlanmaktadır.Bu tanımdan anlıyoruz ki bilgi ve iletişim teknolojileri araçlarını kullanarak, sürekli olarak tekrarlanan bir şekilde yapılan  zarar verme amacı ile yapılan davranış türüdür siber zorbalık.  Siber zorbalık alanı bir çemberdir ve bu çemberin içinde mağdur , zorba ve zorbalığa tanık olan üçüncü kişi bulunmaktadır. Son zamanlarda bu alanda yapılan araştırmalarda zaman zaman bu rollerin değiştiği de  gözlemlenmektedir. Cinsiyetçi Dijital Şiddetle Mücadele Rehberinden alınan bilgiye göre ise “ BM “Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Siber Şiddet – Dünya Geneli Acil Eylem Çağrısı” raporundaki verilere göre tüm dünyada kadınların çevrimiçi şiddete maruz kalma ihtimali erkeklere oranla 27 kat daha fazla” olduğu tespit edilmiştir.  Bu durum internet de toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin söz konusu olduğunu göstermektedir.

Ayrıca araştırmalar bize çocukların , gençlerin ve daha sık kadınların siber zorbalığa maruz kaldığını göstermektedir. Peki pek çok değişkeni olan siber zorbalığa maruz kaldığınızı nasıl anlayabilirsiniz?

Örneğin , size bir kişi sürekli mesaj atıyor, sosyal medya üzerinden aşağılıyor, gözetliyor, rahatsız edici söylemlerde bulunuyor, linç ediyor ya da yakın çevreniz konumunu/yazışmalarını takip eden bir uygulama kullanıyorsa veya birileri sizi daha önce çekilmiş özel görüntülerinizi yayınlamakla tehdit ediyorsa, görüntüleriniz sizden izinsiz şekilde paylaşılıyorsa, rahatsız edici içeriklere sizinle paylaşılıyorsa vb eylemlerin tamamına yada bir kısmına maruz kaldıysanız siz siber zorbalığa uğramışsınız kabul edilir.

Peki siber zorbalığa maruz kalmanız halinde başvuracağınız hukuki çareler nelerdir?

Dijital alanda işlenen suçlar Türk Ceza Kanunu ve özel kanunlar kapsamında cezalandırılmaktadır. Ayrıca ısrarlı takip ve dijital şiddet tarafı olduğumuz İstanbul Sözleşmesi´nde de güvence altına alınmıştır. Siber zorbalığa maruz kaldığınızda şiddet içeren içeriklerin ekran fotoğrafını alıp saklamalı, savcılık makamına suç duyurusunda bulunmalısınız.  Söz konusu eylem neticesinde kişi TCK ´da yer alan suç türüne ( cinsel taciz, kişinin huzur ve sükununu bozma, içeriğe göre tehdit, hakaret vb )  göre çok çeşitli suçlardan ceza alabilir. Ayrıca size şiddet uygulayan kişileri engelleyebilir, kullandığınız dijital platformların yardım ve şikayet et butonlarını kullanabilir, mümkün olan her türlü uzaklaştırma yolunu kullanabilirsiniz.

Önemli olan husus siber zorbalık eylemlerinin farkında olabilmek ve bu süreci kayıt altına alabilmek ve üçüncü kişi olarak gözlemci olduğumuz durumlarda ise siber zorbalığa maruz kalan kişilere destek olabilmektir. Çünkü pek çok araştırma göstermektedir ki özellikle çocuk yaşta kabul edilen kişilere yapılan zorbalık , sonrasında negatif etkiler meydana gelmektedir. BU BİR ŞİDDET TÜRÜDÜR VE MARUZ KALAN KİŞİNİN HAYATINI ETKİLEMEKTEDİR.

Unutmamak gerekir ki kullanıcı olduğumuz dijital platformlar pek çok bilgimizi kayıt altına almakta, veri tabanları her geçen gün değişmektedir ve dijital izlerimiz kaybolmamaktadır. Dijital şiddete maruz kaldığımız da ise yasal yollara başvuru imkanınız olduğunu bilmek ve Bilinçli , farkında bir kullanıcı olarak dijital dünyanın nimetlerinde ve kolaylaştırıcılığından faydalanmak mümkün.

Şiddetten uzak bir dünya hayali ile.

Arb. Av. Sevgi İÇKAN





TEGV ve Arçelik’ten Uzaktan Eğitime Erişim için Seferberlik

tegv5-32

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Arçelik ve Beko yetkili satıcıları ile uzaktan eğitime erişimi kısıtlı öğrenciler için bir bağış kampanyası başlatıyor.

Bugüne kadar 3 milyona yakın çocuğa ulaşan ve COVID-19 salgını döneminde eğitimin kesintiye uğramaması amacıyla harekete geçen TEGV, uzaktan eğitim seferberliği başlatıyor. TEGV, köy okullarındaki çocukların da eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanmalarını sağlayabilmek için Arçelik ve Eski Arçelikliler Derneği (EAD) ile bir araya gelerek “Yeni Dünya Projesi”ne imza attı.

Kampanya kapsamında köy okullarında okuyan çocuklara uzaktan eğitime erişmeleri için sağlanacak tabletler sayesinde öğrenciler hem müfredat içerikleri hem de Fen, Matematik, İngilizce, Bilişim, Okuma, Sosyal-Duygusal Öğrenme alanlarında TEGV’in sunduğu okul destek programları ile dijital eğitimle buluşabilecek.

“Yeni Dünya Projesi” ilk aşamada Kadıköy, Maltepe ve Kartal’da bulunan Arçelik ve Beko mağazalarının desteğiyle tüm tüketicilere ve kurumlara bu kampanyaya bağış desteği yapma çağrısında bulunacak. TEGV’de toplanacak bağışlar karşılığında Arçelik’ten temin edilecek tabletler, öncelikle Beykoz-İstanbul ve Kurtalan-Siirt’te belirlenen köy ilkokullarında okuyan çocuklara ulaştırılacak.

“Arçelik olarak pandemi döneminde Yerli Ventilatör üretimi, kesintisiz yetkili servis hizmeti gibi birçok çalışmanın yanı sıra 65 yaş üstü vatandaşlarımızın market alıverişini dahi yaparak milletimizin emrine amade olduk” diyen Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin öncü şirketlerinden biri olmanın getirdiği sorumluluk bilinciyle, eğitime önem veriyoruz. Şimdi de TEGV, yetkili satıcılarımız ve Eski Arçelikliler Derneği ile beraber uzaktan eğitime erişimin elzem olduğu bu günlerde “Yeni Dünya” eğitim seferberliğine katılmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Verebileceğimiz tüm destekler için elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz.”

TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı Kampanya hakkında“25 yıldır ülkemizin dezavantajlı bölgelerinde yaşayan çocuklarımıza nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı olarak gerekli içerik ve alt yapı çalışmalarımızı tamamladık; şimdi de uzaktan eğitim sürecimizi başlatıyoruz. Bu projemiz ile geçtiğimiz hafta son yolculuğuna uğurladığımız Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Suna Kıraç’ın ideallerinin gerçekleşmesi yolunda önemli bir adım daha atacağımıza inanıyoruz” dedi

 

Eski Arçelikliler Derneği Başkanı Levent Alatlı ise: “Bugün ülkemizin önemli bir sorunu olan uzaktan eğitim konusunda Arçelik ve TEGV ile bu projeyi geliştirmekten dolayı gururluyuz” şeklinde konuştu.

Kampanyanın düğmesine 22 Eylül Pazartesi günü, Arçelik, Eski Arçelikliler Derneği ve TEGV Yöneticilerinin, Yeni Dünya Kampanyası’na destek veren mağazaların ekipleriyle bir araya geldikleri online toplantıyla basıldı.

Yeni Dünya Kampanyası’na katılarak siz de daha çok çocuğun tablet ile buluşmasını sağlayabilir, eğitimde fırsat eşitliğini destekleyebilirsiniz.

 

Bağış yapmak için:

https://fonzip.com/tegv/yeni-dunya-projesi





Çocuklarımızın Kalbindeki Yeriniz Büyük

tegv346-22

  • Deniz Bağrıaçık ile Studio 22 Sohbetleri kapsamında Prof. Dr. Ali Ergur – Evrencan Gündüz, Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, Gündüz Vassaf,  Esra Zeynep Yücel ve Soli Özel ile online sohbetler gerçekleştirilmiş ve bu esnada toplanan bağışlarla 100’den fazla çocuğumuz nitelikli eğitim desteğine kavuşmuştur.
  • Ayten Gülen ile çevrim içi olarak gerçekleştirilen Dalış Bilimi Uzmanlık Kursu sayesinde yaklaşık 30 çocuğumuz nitelikli eğitim desteğine kavuşmuştur.
  • Uzman Klinik Psikolog Ayşegül Aydınoğlu ve Çocuk ve Ergen Psikoloğu Evren Morgül, pandemi sürecinde verdikleri “Yeterince İyi Ebeveyn Olmak” ve “Çocuklarda Öfke ve Ağlama Krizleriyle Başa Çıkma Yöntemleri” seminerlerinin gelirini Vakfımıza bağışlamıştır.
  • Üçler Market, her bir Colgate ve Palmolive ürününün satışından 1 TL bağışlayarak çocuklarımızın nitelikli eğitimle buluşmasına katkı sağladı.
  • BKM Express, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda kullanıcılarını BKM Express aracılığıyla TEGV’e bağış yapmaya davet eden sosyal medya iletişimleriyle destek vermiştir.
  • Merhum Selami Sönmez’in anısını eğitim desteğine dönüştürmek üzere kızlarının, babalarının vefat yıldönümünde başlatmış olduğu kampanya 205 çocuğumuzun 1 yıllık eğitim giderini karşılamıştır. Kendilerine bu anlamlı bağış için çok teşekkür ederiz.
  • Garanti BBVA, müşterilerini kutlamak ve kendilerini özel hissettirmek amacıyla göndereceği doğum günü mesajlarını bir iyilik hareketine dönüştürmüş ve 4 STK ile iş birliği yapmıştır. Bu kapsamda müşterilerinin tercih ettiği STK’ya yine onlar adına bağış yaparak pek çok konuda vakıflara destek sağlamaktadır. Garanti BBVA’nın bu uygulama için seçtiği 4 STK’dan biri olduğumuz için eğitim desteğine kavuşacak çocuklarımız adına kendilerine teşekkür ederiz.
  • Kamuoyunda yalıtım ve enerji bilincini arttırmaya yönelik öncü çalışmalara imza atan ve geleceğe kalıcı değerler bırakacak çalışmaların da içinde olmaya özen gösteren ODE Yalıtım, KSS Raporu 2020’yi bir değere dönüştürmek için TEGV ile bir iş birliği yaptı.

Bu kapsamda rapor her tıklandığında TEGV’e 5 TL bağışta bulunacaklar. Sizlerden ricamız, aşağıdaki linke giriş yapmanız ve tıklama sayısının artırmak için bizlere yardımcı olmanız.

https://www.ode.com.tr/imaj/ode_kss_raporu_2.pdf





Umuda Pedal Ekibi, 19 Mayıs’ta Çocuklarımız için Pedalladı…

dsc0014

Pek çok projede desteğini yanımızda hissettiğimiz Umuda Pedal Ekibi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda başlattıkları kampanya ile 119 çocuğumuza eğitim desteği sağlamıştı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda da anlamlı bir projeye imza atan ekip, daha çok çocuğumuzu nitelikli eğitim desteği ile buluşturabilmek için 16-19 Mayıs tarihleri arasında 4 gün boyunca her gün 25 km, toplamda 100 km umuda pedallayarak bağış topladı. Toplanan bağışlarla yaklaşık 30 çocuğumuz daha nitelikli eğitim desteği alacak.





Yaşar Üniversitesi’nin Empatik Fikir Temalı Tasarımları Çocuklarımız için Mobilyaya Dönüşüyor

tegv14-32

Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri, mobilya tasarımı dersi kapsamında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Vakfımızı desteklemek amacıyla çocuk mobilyası tasarımlarına imza attı.

Geçen yıl, İzmir Çiğli Eğitim Parkımız için mobilyalar tasarlayan öğrenciler, yılsonu bitirme projeleri kapsamında bizlere desteğini sürdürmeye devam etti. İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri çocuklarımızın “Empati sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna verdikleri yanıtlardan yola çıkarak çocuk dostu mekanlarımıza uygun pek çok tasarım yaptılar. ‘Empatik fikir’ teması çerçevesinde tasarlanan mobilyalar, Orpak Caploonba Firması tarafından üretilecek, mobilyalardan elde edilecek gelir ise yine çocuklarımız için eğitim desteğine dönüşecek.





Ürünlerimize Ulaşmak Artık Daha Kolay, E-Ticaret Sitelerinde Yerimizi Aldık…

tegv284-22

Çocuklarımıza nitelikli eğitim desteği sağlamak isteyen bağışçılarımız için birbirinden etkili ürünlerle bağış olanağı sağlayan Vakfımız, bizlere ulaşmanız için alternatif satış kanalları olan e-ticaret platformlarında yerini aldı.

Kırtasiye ürünlerimiz, birbirinden şık alışveriş çantalarımız, kartlıklarımız, eğitici ve öğretici oyunlarımız ve puzzlelarımız artık sanal alışveriş sitelerinde.

Ürünlerimize ulaşmak için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.

Gittigidiyor.com

14.05.2020 tarihinde açılan dükkânımızın adı Türkiye Eğitim Gönülleri Vakfı

https://www.gittigidiyor.com/magaza/turkiye-egitim-gonulleri-vakfi

Hepsiburada.com

5 Martta ürün satışlarımızın başladığı sayfamıza sitedeki arama butonuna TEGV yazarak ya da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.hepsiburada.com/ara?q=tegv

Trendyol.com

17 Haziran tarihinden itibaren Trendyol’da da yerimizi aldık.

https://www.trendyol.com/tum–urunler?satici=167521

Keyifli alışverişler dileriz…





Kurumsal Sürdürülebilirlik, Sadece Ülkemiz için Değil, Bütün Dünya için En Önemli Konu

dsc0014

ISO standartlarına uygun yönetim sistemlerini kurmak için danışman arayışımız sırasında yollarımız kesişti Müjgan Çetin’le.  ISO yönetim sistemleri alanındaki deneyim ve bilgisini bizlere aktardı.  Adım adım ISO standartlarını hayata geçirdiğimiz bu dönemde sizleri de

Uluslararası Standartlar Örgütü, İnovasyon yönetim sistemi çalışmaları Türkiye delegesi olan, pek çok sektörde ve farklı konularda deneyim sahibi Müjgan Çetin ile tanıştırmak isteriz.

Keyifle okuyacağınız röportaj için tıklayınız.

  • Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

ODTÜ mezunu Endüstri Mühendisiyim. Yüksek Lisansımı Yeditepe Üniversitesi’nde ‘Güneş Enerjisinin Ekonomiye Etkisi’ konulu tezimle tamamladım. Şimdi de; İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü son sınıfında öğrenciyim. Böylece, teknolojinin ve yenilikçiliğin sosyal etkilerini anlayabilme yeteneği kazandığıma inanıyorum.

ARÇELİK, TUBİTAK gibi ülkemizin gözde kuruluşlarında mühendis, yönetici olarak özel projelere imza atma şansına eriştim. ARÇELİK’in ilk teknik kadın yöneticisiyim. 1990’ların başında, ARÇELİK’te Endüstri Mühendisiliği Şefliği’ni kurarak, çağdaş ve bilimsel verimlilik çalışmalarının güzel örneklerini, ekip arkadaşlarımla birlikte hayata geçirdik. Böylece, ARÇELİK okulunda çok şey öğrenme fırsatı yakaladım. Sonra, TUBİTAK’da Enformatik Daire Başkanı olarak çalıştım. 1996 yılında ULAKNET ağını ve digital bilgi merkezi  ULAKBİM’i kurarak, ülkemizin internet altyapısına ve digital bilgi erişimi teknolojilerini kullanmasına olanak sağladık. Emekli olduktan sonra ise; ar-ge ve teknoloji projelerinde eğitmen ve danışman olarak çalışmaya başladım. 25 yıldır kurumsallaşma, verimlilik-etkinlik, ar-ge ve İnovasyon projeleri ile katkı sağlıyorum. Ayrıca, üniversitelerde MBA programlarında dersler vererek; kongrelerde, seminerlerde konuşmalar yaparak veya bildiriler, makaleler yazarak gençlerle ve toplumla paylaşıyorum.

2015 yılından itibaren de Türkiye delegesi olarak, Uluslararası Standartlar Örgütü İnovasyon yönetim sistemi çalışmalarına katılıyorum. 160 ülkenin İnovasyon uzmanları ile birlikte standart yazarı olarak, ülkemi temsil etmekten onur duyuyorum. Bu çalışmalarımız sonrasında;  İnovasyon alanında 4 standart (İnovasyon yönetimi terimler-tanımlar, İnovasyon yönetim sistemi, işbirliği yönetimi, yetkinlik değerlendirme) yayınlandı. İlgilenenler TSE den satın alabilirler. Şimdi; yenilikçi fikir yönetimi standartı yazım çalışmalarına katılmaya devam ediyorum. Bu süreçte, kaleme aldığım İNOVASYON ile DEĞER KATANLAR isimli kitabım yayına hazır hale geldi. Umarım bu yıl içime sinen bir şekilde yayınlanmasını sağlarım. Bilim alanında eğitim gören kızlarımıza burs verdiğim BİLİM KIZI isimli projemde, kitabımın satış gelirinin kullanılmasını istiyorum. Böylece daha çok kızımıza erişerek, ülkemizin bilimsel çalışmalarında örnek olmasına katkı sağlayacağıma inanıyorum.

Proje YAPABİLSEM isimli kitabım 2007 de yayınladı. Rahmetli oğlumun da bir üyesi olduğu BİLSEM’li (özel ve üstün yetenekli çocuklar için Bilim ve Sanat Merkezleri) gençler ile birlikte yazdık. Onlar resimlediler ve hikayenin kahramanlarına ve kurgusuna yön verdiler, ben de yenilikçi proje yapmalarını sağlayacak proje yönetimi teknik metotlarını kitaba kattım. Çok sevdiğim bir kitap oldu. 2008 den bu yana da, internet sitemden pdf formatında ücretsiz indirilebiliyor. Bunu özellikle söylemek istiyorum. TEGV olarak, 25 yıldır, çocukların çağdaş ve evrensel değerler ile yetişmesi için temel eğitime destek vererek, ülkemizin gelecek liderlerinin yetişmesine katkı sağlıyorsunuz. Sizlerin eriştiği çocuklar, belki bu kitabı indirip projelerinde kullanmak isterler. Bu sebeple, bağlantısını sizinle paylaşmak istiyorum.

http://www.sistemyon.com.tr/images/eserlerimiz/kitap/proje_yapabilsem.pdf

  1. ISO 9001 ile birlikte entegre yönetim sisteminden ve kuruluşlara katkılarından biraz bahseder misiniz?

Kurumsal sürdürülebilirlik, sadece ülkemiz için değil, bütün dünya için en önemli konu. Bu sebeple, 1990’ların başından itibaren, dünya bu konuda çalışmalar gerçekleştiriyor. Uluslararası standartlar ofisi (ISO) sunulan ürün ve hizmetin sürdürülebilir başarıyı sağlayacak şekilde, kalitesinin güvence altına alınması için gerekli olan yönetim sistemi kurallarını ve şartlarını tanımlayarak, ortak bir lisan oluşturulmayı başardı. ISO çalışma grupları ile İNOVASYON yönetim sistemi alanında, standartları yazan bir ekibin üyesi olarak, bu sorunuzu bu perspektiften cevaplamak istiyorum.

30 yıldır değişen küresel ekonomide, uluslararası arenada ticari başarı gösterebilmek için; kuruluşlarımız, ISO standartlarına uygun şekilde çağdaş yönetim sistemleri kurmaya başladılar. ISO-9001 Kalite ile başlayan bu çalışmalar; (ISO-14001) çevre, (ISO-45001) iş sağlığı ve güvenliği, (ISO-27001) bilgi güvenliği, (ISO-50001) enerji verimliliği, (ISO-10002) müşteri memnuniyeti gibi bir çok önemli alana yaygınlaştı. ISO standartlarda yaptığı revizyonlar ile, 2015 yılından itibaren, entegre yönetim  sistemlerinin kurulması ve sistemlerin entegre olarak etkin bir şekilde yönetilmesini kolaylaştırdı. Bunu yaparken amacı, kuruluşların güncel ve gerçek hayat içerisinde sürdürdükleri faaliyetlerine bütünsel bir yaklaşım sunmak ve standartlara uyumlarını kolaylaştırmaktı. Böylece;  Kuruluşlar, mevcut yönetişim faaliyetlerine uygun şekilde; kalite, iş sağlığı, bilgi güvenli v.b alanlardaki faaliyetlerini de uluslararası kabul gören, denetlenen, objektif sistematik yapılar ile yürütebilir hale geldiler.  Kaliteli ürün ve hizmetlerini sunarken, çevreyi ve çalışanlarının sağlığını-güvenliğini korumakta ve paydaşlarına, faydalanıcılarına – kullanıcılarına yönelik sundukları bilginin güvenliğini de entegre bir şekilde yönetebilmekteler.  ISO standartlarının en güzel yönlerinden biri de; kuruluşların, gönüllü olarak, bağımsız denetçiler tarafından yönetim sistemlerinin denetlenmesinin talep edebilmesi ve böylece kurumsal ciddiyetlerini ve şeffaflıklarını, hedef kitlelerine açıkça gösterme imkanını sağlanmasıdır. Bu imkan sayeesinde, yönetim yapıları, uluslararası çağdaş sistemlere uygun şekilde kurulmakta ve her yıl güncel biçimde objektif denetleniyor ve sürekli gelişiyor olmaktadır.

  1. TEGV ile tanışmanız nasıl oldu? Ve bu süreçte TEGV ile neler yaptınız? 

Eski bir ARÇELİK çalışanı olarak, TEGV’i yakinen izliyor ve çocuklara sağladığı katkıyı takip ediyordum. Corona nedeni ile evlerimize kapandığımız günlerde TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı beyin, ISO standartlarına uygun yönetim sistemlerini kurmak için danışman arayışında olduğunu öğrendim. TEGV’in çocuklar için yaptığı katkılara, ben de katkı sağlamak istedim. ISO yönetim sistemleri alanındaki deneyimim ve bilgimi TEGV e aktararak, yanında yer almak istedim.  Sait bey ve yönetim ekibi ile ONLİNE oturumlar ile tanıştık, Nisan ve Mayıs ayı içerisinde yoğun biçimde ONLİNE çalışmalar gerçekleştirdik. Haziran ayında, TKYD tarafından verilen, STK lar arasında Kurumsal Yönetim 1.lik Ödülüne TEGV’in layık görülmüş olması, TEGV’in mevcut yönetim sistemlerinin çağdaş yapılara uygunluğunu kanıtlamakta, ancak TEGV yöneticileri ISO standartlarına uygunluk belgesini de alarak bu ödülü taçlandırma konusunda çalışmalarını sürdürmekte kararlılar… Tabi bana da yardımcı olmak düşer.

TEGV’in ISO standartlarına uygun kalite, iş sağlığı ve güvenliği ile bilgi güvenliği yönetim sistemlerini içeren ENTEGRE Yönetim Sistemi projesi öncelikle; ONLİNE eğitimler ile başladı. Sonrasında; ilgili ekip liderleri ile ONLİNE çalıştaylar yaparak, standartların gerekleri ile birlikte mevcut durumu ve dinamikleri değerlendirilerek,  yapılması gerekenler konusunda görüşmeler yaptık ve proje planını hazırladık. Şimdi;  entegre yapı ile bütün dokümanlarını, uygulamalarını revize ederek, adım adım ISO standartlarını hayata geçiriyorlar.  Sonrasında; iç denetçilerini yetiştireceğim,  birlikte iç denetim yapacağız ve denetim firmasının denetimine hazır hale geleceğiz.  Amacımız TEGV’in Türkiye’de dağıtık halde çok sayıda yerleşkede sürdürdüğü güzel faaliyetlerini ve projelerini kapsayacak şekilde; ISO-9001 Kalite, ISO-45001 İş sağlığı ve Güvenliği ve ISO-27001 Bilgi Güvenliği yönetim sistemlerini, ISO-31000 Risk yönetimi standardına uygun ve entegre biçimde kurmak ve belgelendirilmesine olanak sağlamaktır.

  1. Bu sistem, kurumlar için neden önemli ve geçiş sürecinde kurumlara neler önerirsiniz?

Önceki sorunuza cevap verdiğim sırada, kurumsal sürdürülebilir yapıların, dünya için öneminden bahsetmiştim.  Şimdi de; sorunuzu ‘neden standart yönetim sistemleri önemli’ olarak cevaplamak istiyorum. Standart; güncel yaşamda, benzer-aynı, kural-ölçüt-norm  anlamına gelse de; kuruluşlar için önemini ve sisteme yaklaşım mesajını çok iyi verdiği için, uluslararası standartlar örgütünün (ISO) tanımını vererek sorunuza cevap vereceğim.

‘Üzerinde uzlaşma sağlanmış;  yetkili bir kurumca onaylanmış; tüm ilgili tarafların katılımıyla geliştirilmiş; ortak ve tekrarlanan kullanımlar için hazırlanmış; uygulaması tercihe dayalı dokümandır.’

Bu tanımda göreceğiniz gibi;  standartların, Dünya’daki ilgili uzmanların katılımı ile uzlaşma sağlanarak geliştirilmiş olması ve sürekli güncel tutulması nedeni ile küresel çağdaş yapıları güncel takip etme imkanı sağlanmaktadır.  Standartların uygulamasının tercihe dayalı olması ve sürekli geliştirme sistematiği ile bağımsız denetçiler tarafından denetlenebilir kılınması da, bence önemini arttırmaktadır. TEGV gibi, gönüllüler ve bağışçılar eliyle, çocukların faydası için değer üreten bir sivil toplum kuruluşunun ‘güvenilirlik, farklılıklara saygı, sorumluluk, gönüllülük ve dayanışma ve yenilikçilik’ ilkelerine baktığımızda, ISO’nun bu yaklaşımı çok uygun görünmektedir. Ayrıca, standartların küresel işbirliklerinde TEGV e lisan birliği sağlamış olması da önemli bir avantajdır. Uluslararası bir çok kuruluş ile yapacağı ortaklaşa çalışmalarda, ISO standartlarına uygun yönetişim sistemlerini kullanımı sebebiyle iletişimi gelişmiş olacaktır.

TEGV gibi zaten kurumsal yönetişim ilkelerine uygun sistemleri başarı ile uygulayan kuruluşların yapması gereken; standartların maddeleri ile kendi yönetsel uygulamalarını gözden geçirmek ve gerekli ise standarta uygun olarak revize etmektir. Standartların temel yapısı ve felsefesinde tanımlanan; müşteri memnuniyetini sağlayacak şekilde ve sürekli iyileştirme prensiplerine uygun yapıları kurmak için; danışmanlık hizmetinin alınması, hem sistemlerin doğru yapılarda kurulmasına faydalı olacak, hem de sistemlerin devreye alınmasında hız kazandıracaktır.

  1. Son olarak bizimle paylaşmak istediğiniz her hangi bir şey var mıdır?

25 yıldır, çocuklarımıza güzel bir gelecek için, heyecanla desteklerini sunan TEGV’in kurumsal yönetişim ilkelerine uygun sistematik yapılarını kurmasına katkı sağlamaktan dolayı, ben de çok heyecanlı ve mutluyum.  Projemizi başarıyla tamamladıktan sonra, çocuklarımızın tasarım ve beceri atölyelerinde yenilikçilik yeteneklerine katkı sağlamaya devam etmeyi arzuluyorum.

Corona sonrası dünyanın değişen dinamikleri içerisinde, ülkelerin insan yaşamına değer katan ve yaşanan sorunların çözümüne yönelik yenilikçilik  kapasitelerinin geliştirilmesi için yaptıkları, TEGV in misyonun ve vizyonunun ne kadar önemli olduğunu bir kere daha ortaya çıkarmaktadır.  Bu sebeple, İnovasyon yönetim sistemi standartlarının yazarlarından biri olarak, yenilikçilik yetkinliği gelişmiş çocuklarla ülkemizin geleceğinin hazırlanmasında, TEGV gönüllüsü olmaktan onur duyacağımı bir defa daha belirtmek istiyorum.





TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Feyyaz Ünal Bizler için Yanıtladı…

tegv276-22

Kurumsal yönetim anlayışının ülkemizde tanınması, gelişmesi ve en iyi uygulamalarıyla hayata geçirilmesi misyonuyla hareket eden Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), 2003 yılında gönüllü bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulmuştur. Dernek aynı zamanda şirketlerin bir önceki yıl elde ettikleri ‘kurumsal yönetim derecelendirme notları’ baz alınarak verilen “Kurumsal Yönetim Ödülleri”ni de belirleyerek sahipleri ile buluşturmaktadır.

“Kurumsal Yönetim” nedir? sorusundan yola çıkarak konuyla ilgili tüm merak edilenleri TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Feyyaz Ünal’a sorduk. Sizler için gerçekleştirdiğimiz röportajı keyifle okumanızı dileriz.

  • Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

Koç Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra, çalışma hayatıma ARGE Danışmanlık’ta Yönetim Danışmanı olarak başladım. 2006 yılından itibaren ise şirketleri arasında Batıçim, Batısöke, Batıenerji, Batıbeton ve Batıliman bulunan Batı Anadolu Grubu’nda İcra Kurulu Üyesi olarak çalışmaktayım. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra, TİM Sektörler Konseyi Üyesi, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi, Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu ve Elektrik Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak iş dünyası örgütlerinde aktif rol alıyorum. Cevaplar Şirketin İçinde – Bir Aile Şirketi Hikayesi adında kendi hikayemi anlattığım bir de kitabım var.

  • Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin kuruluş amacından ve faaliyetlerinden biraz bahseder misiniz?

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), kurumsal yönetim anlayışının ülkede tanınması, gelişmesi ve en iyi uygulamalarıyla hayata geçirilmesi amacıyla 2003 yılından bu yana çalışmalar yapıyor.

TKYD, şirketlerin gelecekte de var olabilmesinin yolunun ‘başarılı bir kurumsal yönetim yapısı’ oluşturabilmelerinden geçtiği ve kurumsal yönetim yapısının sağlam temellere oturmasının sadece tek tek şirketlere değil, tüm Türkiye’ye büyük fayda sağlayacağı fikrinden hareketle faaliyet yürütüyor. Düzgün ve kurallı bir yönetim yapısı, yatırımcıların duyduğu güveni, yatırım girişlerini, şirketlerin ve sermaye piyasalarının rekabet gücünü artırıyor. Diğer yandan olası sarsıntılara ve krizlere karşı da dayanıklılığı artırıyor.

TKYD olarak bu doğrultuda 17 yıldır, kurumsal yönetim kavramına sahip çıkmaya, geliştirmeye ve yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Çalışma grupları, webinar, toplantı, yayınları, Anadolu seminerleri ve mevzuat çalışmaları ile kurumsal yönetimin her alanında iyi uygulamaları destekliyoruz.

Derneğimiz bugün artık 600’ü aşkın bireysel, 58 kurumsal üye ile özel sektör, medya, düzenleyici kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve akademik dünya arasında önemli bir iletişim ağı kurmuş durumda.

  • Kamuda, vakıflarda ve özel sektörde kurumsal yönetim anlamında ne gibi farklılıklar oluyor?

Kurumsal yönetim, adil, şeffaf, hesap verebilir ve sorumlu bir yapı inşa edebilmenin olmazsa olmazıdır ve etkin yapılar kurmayı hedefleyen tüm kurumlar bu anlayışın içinde var olmalıdır. Bu bakış açısıyla özel şirket, kamu kuruluşu ya da STK olmak arasında bir fark yok. Uygulamada tabi olunan mevzuatlar, kuruluşların doğası gereği var olan mekanizmalar farklılaşabilir. Kamuda, vakıflarda ve şirketlerde bu anlamda kurumsal ihtiyaçlar ve mekanizmalar farklılık göstermektedir. Bu sebeple iyi yönetim anlayışını her kurumunun kendine özel dinamikleriyle değerlendirip yerleştirmek önemlidir. Dolayısıyla Kurumsal yönetim için en temel söylemlerden biri “bir beden herkese uymaz”dır.

  • Kurumsal Yönetim İlkelerine uyumun kurumlara en önemli katkıları nelerdir?

Sürdürülebilir olmak için kurumsal yönetilmelisiniz. Düzgün ve kurallı bir yönetim yapısı, yatırımcıların şirketlere ve kamuya duyduğu güveni, yatırım girişlerini artırıyor ve itibar sağlıyor.  Tüm bunlar beraberinde rekabet gücünün artmasını getiriyor. Kurumsal yönetim, finansal açıdan sağlanan başarının sürekliliğini sağlaması açısından da bir teminat anlamına geliyor. Finansal sonuçlarda başarının sürekliliği ise, belirsizliklere karşı esneklik ve çeviklik, krizleri kolay atlatabilme becerisi kazandırarak işletme ve kurumların elini güçlendiriyor. Özetle “iyi yönetim” ve iyi yönetimin sonucu olan “iyi itibar”, şirketler ve kurumlar için finansal anlamda başarıyı çeken bir mıknatıs işlevi görüyor.

Diğer taraftan şirketler, çoklu belirsizlikleri iyi yönetebilmesini, hızlı karar alabilmesini, öngörülü davranabilmesini, dünyada olan biteni ve değişimleri iyi izlemesini, bu olan bitene hızla adapte olabilmesini ve ne olursa olsun, fırtına sonrası, kendisinin de içinde olduğunu düşündüğü gemiyi, hasarsız bir biçimde kıyıya ulaştırabilmesini, hatta krizlerden kendisine yepyeni fırsatlar yaratarak çıkmayı istiyor. Bunun yolu, iyi yönetimden geçiyor. Kurumsal yönetimi benimsemiş kurallı bir yönetim anlayışı elbette şirketlerin finansal karlılıklarına da olumlu yansıyor. Söz konusu şirketler bu sayede daha kolay yatırımcı bulabiliyor, finansal piyasalarda kredibilitesi yükseliyor, nitelikli insan kaynağını daha kolay çekebiliyor, pazar payı yükseliyor, rakiplerle aynı kalitede ürettiği ürün ya da hizmeti daha yüksekten fiyatlandırılabiliyor bu daha fazla kâr ve yatırım anlamına geliyor. Ayrıca tedarikçiler tarafından sağlanan hizmet veya ürün arzında, rakiplerine göre pazarlık gücü artıyor, kısıtlı hammadde veya yarı mamul tedarik sürecinde, rakip işletmelere göre öncelik sahibi olabiliyor, pazarda trend belirleyebiliyor, hisse senetlerinin değeri yükseliyor, en önemlisi ise gelecekte de var olma şansı oldukça artıyor. Tüm bunlarında ötesinde kurumlarını sonraki yıllara taşırken, gerekli mekanizmaları kurmuş, sürdürülebilirlik bir gelecek için adımları atmış oluyorlar.

  • Kurumsal Yönetim Endeksi ve Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi ve hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından hazırlanan bir metodoloji ile “Kurumsal Yönetim Derecelendirme” notu alan kuruluşların oluşturduğu ‘BIST Kurumsal Yönetim Endeksi’ var. Hesaplanmaya başladığı 2007 yılından bugüne bu endeks, mensubu olan kuruluşların itibarlarına olumlu katkılar yapıyor.

Endeks, Yıldız Pazar, Ana Pazar ve Gelişen İşletmeler Pazarı’nda işlem gören ve kurumsal yönetim ilkelerine uyum notu 10 üzerinden en az 7, her bir ana başlık itibarıyla 10 üzerinden en az 6,5 olan şirketlerin fiyat ve getiri performansının ölçülmesi amacıyla oluşturulmuş. Kurumsal Yönetim İlkelerine uyum notu ise SPK tarafından belirlenmiş derecelendirme kuruluşları listesinde bulunan derecelendirme kuruluşlarınca, şirketin tüm kurumsal yönetim ilkelerine bir bütün olarak uyumuna ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda veriliyor.

Derecelendirme 4 ana başlık altında yapılıyor: Pay sahipleri (%25 ağırlık ile); Kamuyu aydınlatma ve şeffaflık (%25 ağırlık ile); Menfaat sahipleri (%15 ağırlık ile) ve Yönetim Kurulu (%35 ağırlık ile). BİST Kurumsal Yönetim Endeksi kapsamındaki şirketlerin derecelendirme notlarına, şirketlerin Kamuyu Aydınlatma Platformu’ndaki açıklamalarından ulaşılabilir.

Bununla birlikte, halka açık olmayan bazı şirket ve sivil toplum kuruluşları da kurumsal yönetim derecelendirmesi yaptırıyor ki bu da çok sevindirici bir gelişme. Derneğimizin Sivil Toplum Kuruluşları Çalışma Grubu’nun bir projesi olarak STK’larda Kurumsal Yönetim Derecelendirme Raporu çalışmasını üç yıldır yürütüyoruz ve STK’lara bu anlamda yol gösterici olmaya çalışıyoruz.

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği olarak her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim Zirvesi kapsamında, ‘Kurumsal Yönetim Ödülleri’ veriyor ve bu ödüllerle ülkemizde bu alanda iyi uygulama örneklerini tanıtabilmeyi, iyi uygulamaların artmasını teşvik etmeyi ve BİST Kurumsal Yönetim Endeksi ile ilgili bilinilirliğin artmasını hedefliyoruz.

  • TKYD Ödüllerinde en yüksek kurumsal yönetim derecelendirme notuna sahip STK olmak bizim için çok onur vericiydi. Bunun sürdürülebilirliği konusunda tavsiyeleriniz neler olur?

Ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının kurumsal yönetim anlayışına kavuşmaları, kurumsal organizasyon ve değer üretme konularında sürdürülebilir yol izleyebilmelerine, profesyonellerinin yönetim algısını artırmaya da katkı sağlar. İyi yönetim kodlarına sahip olmaları, şirketler ve diğer kuruluşlarla sürekli dirsek temasında çalışmaları sayesinde, toplamda ülke için de olumlu etkiler yaratır. İtibar, üyelerine en iyi hizmeti sağlamayı amaçlayan sivil toplum kuruluşları için de kuşkusuz vaz geçilmez bir unsur ve kurumsal yönetim, sürdürülebilirliğin de itibarın da teminatıdır.

Bu yıl açıkladığımız Kurumsal Yönetim Ödülleri sonuçlarında TEGV birincilik ödülünü aldı. TKYD olarak, kurumsal yönetim yapısının sağlam temellere oturmasının sadece tek tek şirketlere değil, tüm Türkiye’ye büyük fayda sağlayacağı fikrinden hareketle yol alıyoruz. İyi uygulamalarla öne çıkan tüm şirket ve STK’larımıza kurumsal yönetim anlayışının yaygınlaşmasına sundukları katkı için TKYD adına teşekkür ediyorum

İyi uygulamaların devamı ve bu konuda istikrar aslında zamanın ruhunu anlamak ve kuruluşlarımızı risk ve olasılıklara hazır tutmaktan geçiyor. Başta söylediğim gibi her kuruluşta uygulama ihtiyaçları değişebilir, dönemsel olarak fark gösterebilir. Bu ihtiyacın doğduğunu tespit etmek için derecelendirme güzel bir araç. Ancak asıl olan üst yönetimlerin bu konuyu sahiplenerek fark yaratacak uygulamaları kuruluşlarda yapmak istemeleri. Ortak aklı yönetebilmek, kurumsal yönetimi kuruluşun misyonu ve iş sonuçlarıyla bağlayabilen entegre bir bakış açısına sahip olmak gerekli.

Bizler, kurumsal yönetimi, sadece yapmış olmak için kurgulanmış bir yapılar silsilesi olarak görmüyoruz. STK’larımız için de durum böyle. İlgili kuruluşlara, bağışçılarımıza ve topluma olan sorumluluğumuzu yerine getirmek hedefindeyken, faaliyetlerimizin etkinliğini ispat etmekle de yükümlüyüz. Dolayısıyla kurumsal yönetime uyum, devam eden, gelişen bir süreç. Üst yönetimlerin destek ve yönlendirmesiyle sivil toplum kuruluşlarını kendi yapılarını güçlendirmeye devam etmelerini temenni ediyoruz.